Totem ve Tabu’dan Günümüze Kadar Gelen Bir İlk Baba: Logan Roy
- tugbacerendeniiz
- 22 Ağu 2025
- 3 dakikada okunur

Freud’un Totem ve Tabu’da anlattığı “ilk baba” miti, psikanaliz için yalnızca bir antropoloji hikâyesi değil, öznenin varoluşunu anlamanın kurucu bir alegorisidir. İlk baba, bütün kadınlara sahip olan, yasa koyan ama hiçbir yasaya tabi olmayan, oğullarını hazdan dışlayan mutlak bir kudretin figürüdür. Oğullar, bu babayı hem hayranlıkla sever hem de onun sınırsız ayrıcalığına karşı nefret duyarlar ve nihayetinde birleşip babayı öldürürler. Ama gel gör ki bu öldürme özgürlük getirmez; aksine, öldürmenin getirdiği suçluluk duygusunun ardından baba adıyla, yasa aracılığıyla ölümsüzleşir. Bu baba, Freud’un gösterdiği gibi, yok edilse bile düzenin temeli olarak geri döner. İlk baba miti, Freud için kastrasyonun, yasanın ve toplumsal düzenin kökenini açıklayan psikanalizin göz ardı edemeyeceği bir mittir.
Lacan bu miti yeniden okuduğunda önemli bir ayrım yapar: Ona göre öldürülen “ilk baba”, Gerçek Baba’dır —tüm hazza sahipmiş gibi görünen, kastrasyondan muaf figür. Ama bu Gerçek Baba öldürülse bile öldürülemez: Simgesel olarak yaşamaya devam eder ve onun adı, sembolik düzenin kurucu işlevi haline gelir. Bu, Lacan’ın “Baba-nın-Adı” dediği şeydir: Gerçek Baba ölür, ama simgesel baba işlevi baki kalır. Böylece baba hem yok edilmiş hem de yasa aracılığıyla ölümsüzleşmiş olur.
Succession tam da bu mitin modern bir yeniden sahnelenişi gibidir. Logan Roy, Waystar Royco imparatorluğunun başında, ilk babanın kapitalist çağdaki karşılığı olarak belirir. “Bütün kadınlara sahip olma” burada para, iktidar ve CEO koltuğunda cisimleşir. Her şeye sahiptir. Çocukları bu konumdan dışlanmıştır. Logan kimi zaman onları varis ilan eder, kimi zaman geri çeker; bir gün şirketi satacak gibi olur, ertesi gün vazgeçer. Arzusunu asla sabitlemez, her zaman muğlak bırakır.
Lacan’ın söylediği gibi, öznenin varlığı Öteki’nin arzusuna bağlıdır: Che vuoi? —“Benden ne istiyorsun?” sorusu, Roy çocuklarının kaderini belirler. Logan büyük Öteki olarak sahnededir; ama Öteki, Lacan’ın öğrettiği üzere, asla tutarlı ve eksiksiz değildir. Logan’ın keyfi, çelişkili, bazen de tutarsız görünen arzuları, çocuklarını sürekli bir boşluğun etrafında döndürür. Onlar, Öteki’nin arzusunu çözmeye çalışırken özneleşmekten çok, onun muğlaklığına saplanıp kalırlar. Bu muğlaklık, Logan’ın çocuklarının her birine “Sen benim favorimsin” demesinde açıkça görülür: Onlara sevgi sunar gibi yaparken aslında herkese aynı şeyi söyler. Çocuklar bu oyunu bilir, ama yine de Öteki’nin sevgisinin ayrıcalıklı adresi olmayı arzularlar. Logan’ın arzusunun belirsizliği onları tam da bu noktada esir alır.



